Birazcık ısınsak ne olur çok ama çok şeyler olur

Birazcık ısınsak ne olur çok ama çok şeyler olur

Ortalama İnsanoğlu’nun, bu tür felaket senaryoları ile karşı karşıya geldiğinde, doğal olarak aklını kurcalayacak ve çevresine yöneltecek olduğu ilk soru şudur: Canım, birazcık ısınsak, ne olur?


Çok ama çok şeyler olur. Hollywood yapımı bilimkurgu film ve dizilerindeki görüntüler – hatta daha da beterleri birebir yaşanır. Söz gelimi, iklimler bir anda değişir.


Artık kar yağmıyor İstanbul’a diye sevinmeyin sakın.


Dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım. Birkaç yazı yazacağım bu konuda.


Dostlar.


Küresel Isınma, atmosfere salınan gazların sera etkisi yaratması sonucunda, dünya atmosferi ve okyanusların ortalama sıcaklıklarında belirlenen artışa verilen isimdir. Yerküre üzerindeki iklim değişikliklerinin sonucudur, yansımasıdır.


50 yıldır saptanabilir bir duruma gelmiş ve çok büyük bir önem kazanmıştır. Dünya’nın atmosfere yakın yüzeyinin ortalama sıcaklığı 20. Yüzyıl’da 0.6 (± 0.2) °C artmıştır.


Enerji ihtiyacımızın yüzde 83’ünü fosil yakıtlarla karşılıyoruz. Dünya enerji ihtiyacının sadece yüzde 7.7’si rüzgâr ve güneş enerjisi gibi yenilenebilir temiz enerji kaynaklarından, yüzde 8.3’ü de nükleer enerjiden karşılanıyor. Dünyada en çok kullanılan fosil yakıt…Yüzde 39 ile petrol ve ardından yüzde 33 ile kömür ve yüzde 28 ile doğal gaz geliyor.


Mâlûm. Her şey elektrikle çalışıyor ve dünya, elektrik üretiminin yüzde 40’ından fazlasını kömürden karşılıyor.


Olay şudur:


NEDİR BU SERA GAZI


NEDİR BU KARBONDİOKSİT


Fosil yakıtlar, atmosfere karbondioksit gibi sera gazları yaymaktadır. Bunlar dünyamızı bir yorgan gibi örterek ısının uzaya kaçmasını önlemektedir. Bu nedenle dünyanın ortalama sıcaklığı artmaktadır. 19. yüzyıl sonunda 13 derece olan ortalama sıcaklık böylece günümüzde 16 dereceye ulaşmaktadır.


Kutuplardaki buzlar erimekte, deniz seviyesi yükselmektedir.


Küresel Isınma’ya, atmosferde artan sera gazlarının neden olduğu düşünülmektedir. Karbondioksit, su buharı ve metan gibi bazı gazların, Güneş’ten gelen radyasyonun bir yandan dış uzaya yansımasını önleyerek ve diğer yandan da bu radyasyondaki ısıyı soğutarak yerkürenin fazlaca ısınmasına yol açtığı ileri sürülmektedir.


Küresel Isınma’da başrol, atmosferdeki karbondioksit oranının artmasına bağlanmaktadır. 


Olayı biraz daha açarak anlatalım: Yerküre, Güneş’ten gelen kısa dalgalı ışınımın bir bölümünü yeryüzünde, bir bölümünü altatmosferde emer. Güneş ışınımın bir bölümü ise emilme gerçekleşmeden, yüzeyden ve atmosferden yansıyarak uzaya kaçar.


Yüzeyde ve troposfer’de(Atmosfer’in yere temas eden en alt katı. Gazlar’ın en yoğun olduğu kat) tutulan enerji, atmosfer ve okyanus dolaşımıyla yeryüzüne dağılır ve uzun dalgalı yer ışınımı olarak atmosfere geri verilir. Yeryüzünden salınan uzun dalgalı ışınımın önemli bir bölümü, yine atmosfer tarafından emilir ve daha az Güneş enerjisi alan yüksek enlemlerde ve düşük sıcaklıklarda salınır.


Atmosfer’deki gazların gelen Güneş ışınımına karşı geçirgen, buna karşılık geri salınan uzun dalgalı yer ışınımına karşı çok daha az geçirgen olması nedeniyle Yerküre’nin beklenenden daha fazla ısınmasını sağlayan ve ısı dengesini düzenleyen bu doğal süreç, sera etkisi olarak adlandırılmaktadır.


Sera gazlarından kloroflorokarbo, Küresel Isınma’nın da başlıca nedenlerindendir. Doğaya salındıktan sonra 100 yıl ömrü vardır: CFCl3 CFCl2 + Cl) gibi gazların, ısı tutma özellikleri nedeniyle meydana gelen küresel ısınma, buzulların erimesi ve okyanusların yükselmesi gibi ciddi sonuçlar doğurur. Bu durum da doğal olarak iklim değişimlerine neden olur.


KÜRESEL SERMAYE SAĞOLSUN


Biliyoruz - dünyanın en büyük zenginleri kârlılık için enerji erişimini de kontrol etmek zorundalar.


Görünen şudur:


Küresel Sermaye’nin çıkarları nedeniyle en az 2045 yılına kadar yüzde 70 oranında fosil yakıt kullanmaya devam edeceğiz.


Güneş Enerjisi ile Rüzgâr Enerjisi iki yenilenebilir temiz enerji türü. Ama kimin umurunda…


Birleşmiş Milletler, 2100 yılına kadar küresel ısınma ölçümlerinin 3.2 dereceye kadar çıkacağı uyarısında bulundu. Bu, Paris İklim Anlaşması’nın sıcaklık artışını 1.5 ila 2 dereceyle sınırlandırma hedefinin çok çok üstünde.


Dünyanın kanayan yarası küresel ısınma ve buna bağlı iklim değişikliği… Ne olacak her şey böyle giderse…


En hafifinden söyleyelim:


50 yıl sonra Türkiye, su fakiri bir ülke olacak. Orman yangınları, ormanları bitirecek.


Küresel Isınma, doğa’nın dengesini geri dönülemez biçimde bozarak, hayvan türlerinin yüzde 40’ının yok olmasının, kitlesel göçlere ve susuzluğa yol açmasının yanısıra büyük bir ekonomik felaketi de tetikleyecek.


SUÇLUYU UZAYDA ARAMAYIN


Nedir bu ekonomik felaket? Dünya Bankası’nın eski ekonomi uzmanlarından SirNicholasStern’e göre, ekonomik ve sosyal faaliyetlerin bozulmasının ardından ortaya çıkacak sonuç, 20’nci Yüzyıl’ın ilk yarısındaki büyük savaşlar ve büyük buhranla ortayan çıkan kriz’e benzeyecek.


Stern’in hazırladığı rapora göre, ülkeler, yıllık Gayrisafî Millî Hasılaları’nın yüzde birini Küresel Isınma’yla mücadeleye ayırmazlarsa, yakın bir gelecekte bunun 5 ile 20 katını ödemek zorunda kalacaklar.


Küresel Isı’da sadece 2 derecelik bir artışın bile, dünya nüfusunun neredeyse yarısının susuz kalmasına neden olabileceği belirtilmekte.


Küresel Isınma ile ilgili olabileceklere ilişkin olası gelişmeler, şu şekilde sıralanmakta:


+2 derece: Su sıkıntısı başlayacak. Kuzey Amerika'da kum fırtınaları tarımı yok edecek. Deniz seviyeleri yükselecek. Peru’da 10 milyon kişi su sıkıntısı çekecek. Mercan kayalıkları yok olacak. Gezegendeki canlı türlerinin yüzde 30’u yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacak.


 +5 derece: Denizler 5 m. kadar yükselecek. Deniz seviyesi ortalaması 70 metre olacak. Dünyanın yiyecek stokları tükenecek.


 +6 derece: Göçler başlayacak. Yüz milyonlarca insan uygun iklim koşullarında yaşamak umuduyla göç yollarına düşecek.


Kesin bir değişim-dönüşüm ile karşı karşıyayız. İklimler değişmekte ve dünyamız ısınmaktadır. Bilim adamları kuraklık, seller ve olağanüstü hava koşulları konusunda sürekli olarak uyarılarda bulunmaktadırlar. Giderek artan etkilerin en büyük nedenini uzayda aramaya gerek yoktur.  Bu tehlikeli akışa tek neden olan, İNSAN’dır.


Gelecek yazıda da sürdürelim bu konuyu.


Halit Kakınç


Odatv.com



Bu haber ile ilgili
Bu haberi yorumla
Yorum yaparak Kullanım Şartları, Topluluk Şartları ve Sorumluluk Reddi Beyanınını kabul etmiş sayılırsınız.
1 dakika da en fazla 1 yorum gönderebilirsiniz.
Yorumlar (0)