Dünyanın en zararlı virüsü aslında kim

Dünyanın en zararlı virüsü aslında kim

Fatih Ataylı ile konuşuyoruz Corona’yı ve olası sosyo-politik etkilerini… Ben soruyorum, o cevap veriyor bu kez.


“Hatta, virüsten bile daha tehlikeliyiz” diyor…“Çünkü virüsler başka bir hücreye girmeden üreyemedikleri için zarar verme kapasiteleri sınırlı. Bizimki ise sınırsız.”


-    Corona korkumuz her şeyin önüne geçti. Bundan böyle başka konuları düşünecek zaman bulamayacak mıyız?


- “İnsanlığın kendini dünyaya en hakim olduğuna inandığı dönemde gelmesi gündemi işgal eder. AIDS salgını da ilk başladığında benzer bir tedirginlik yaratmıştı.


Şimdi yılda 1 milyona yakın kişi AIDS’ten hayatını kaybediyor, kimsenin haberi olmuyor. Corona’nın başladığı günden bu yana 3 ayda 200 bin kişi AIDS’ten öldü, haberi var mı kimsenin…


Burada korkutucu olan yayılma kolaylığı ve hızı. 


İnsanlığın temel korkusu, virüsün insanı dünyadan silip silmeyeceği üzerine aslında.”


- Bu korkunç salgının politik düzene de bir etkisi olacak mı?


“Veba salgınlarının Avrupa’da büyük bir değişime yol açtığı aşikârdır mesela.


Bilime verilen önemin artmasının, veba karşısında kilisenin tüm iddiasına rağmen çaresizliğinin etkisi yok mudur!


Üniversitelerin kurulup yayılmasının aynı dönemlere denk gelmesi rastlantı mıdır? Derebeylik sisteminin zorlanması, en ilericilerin ve bilim insanlarının kiliseye karşı gelen kilise mensupları arasından çıkması, Martin Luther’in kiliseye açtığı savaşta büyük kitleleri arkasına alması hep bir salgının etkileridir. Bu salgının da etkileri hem sosyal, hem siyasal hem de ekonomik düzende mutlaka olacaktır.


Ama salgın bittiği gün karşımızda yepyeni bir dünya bulamayacağız. Bu sadece bir başlangıç olabilir.


Mesela AB’nin bağlarını zayıflattığı kesin. İtalya şu anda AB ile bütün duygusal bağlarını kopardı. Almanya ve Fransa’nın kendisini yalnız bıraktığını düşünüyor. Bu duyguyu gören Rusya ve Çin hemen İtalya’ya yardıma koştular.”


“AKILCI BİR TOTALİTERLİĞİN YÜKSELİŞİNE YOL AÇABİLİR!”


- Demokratik rejimler etkin önlemlerle kalacaklar da baskıcılar alamayıp göçecekler mi?


- “Tam aksi etkiler de olabilir. Akılcı totaliterliğin yükselişi de olabilir. Bakın mesela Çin epeydir kötü bir örnek olarak karşımızda duruyordu. Şimdi Çin’in virüsle baş edebilme hızı da gündeme gelecek ve ‘Acaba totaliter rejimler sorunları daha çabuk ve daha hızlı mı çözüyor’ diyecek bazıları.


Burada en kötü sicile sahip ülke muhtemelen bizim ülkemiz. Bilim insanlarımız bu hastalığa yakalananlarla ilgili istatistikî bilgilere bile sahip değiller. Bu yüzden de sağlıklı bir araştırma, inceleme yapamıyoruz.”


- Corona’yla mücadelede başarılı olan devletler ‘ideal yapılanmalara’ dönüşebilir mi?


- “İdeal yapılanmanın ne olduğu ile ilgili kesin bir şey yok. Çin başarılı oldu diye ideal yapılanma Çin mi? Ya da Almanya’da mortalite düşük ve mücadele iyi gidiyor diye Almanya mı iyi model! Eyalet sisteminin ağababası Amerika şimdilik en başarısız olacak ülke gibi görünüyor. Galiba bu salgının en önemli sonucu şu olacak, bilime değer vermeyi öğreneceğiz. Herkes görecek ki siyasi hamasetle kimse iyileşmeyecek. Papazlar, hahamlar ya da imamlar ve hatta bizatihi Buda kendi gelse okuyup üfleyerek salgını alt edemeyecekler ya da bir hastayı ölümden döndüremeyecekler!”


-    Kapitalist merkezlerin açlık, yoksulluk ve iklim felaketlerinde akıllarına gelmeyen sorgulama ve arayışlar Corona sayesinde gündeme gelecek mi?


- Galiba geldi bile. O sevmediğimiz ve sevmemekte halklı olduğumuz ilaç kartellerinden ilaç icat etmelerini bekliyoruz şimdi.


Dünya’ya en zararlı olan virüs aslında insan. Hatta, virüsten daha tehlikeliyiz. Çünkü virüsler başka bir hücreye girmeden üreyemedikleri için zarar verme kapasiteleri sınırlı. Bizimki ise sınırsız.”


- Bu panik ve eve kapanma halleri ile nasıl baş edeceğiz? 


- “Bütün günü kahvede sigara dumanı içinde, ter kokulu bıyıklı adamlarla geçirirken hiç de rahatsız olmayan amcamız, evde oturmaktan rahatsız oluyor ve bunalıyorsa, sorun virüste değil bence.


Bir tweet gördüm çok güldüm. ‘Evde hanımla başbaşayız 1 haftadır. Fena birine benzemiyor…’Durum bu galiba. İşten başımı alamıyorum sevdiklerime zaman ayıramıyorum diye mızıldananların şimdi vakit bulunca sevdiklerini söylediği insanlardan kaçmaya çalışması garibime gidiyor. Ben evde kitap okuyorum, yemek yapıyorum. Zaten evcimen biriydim, bir sıkıntım yok. Belki eşim benden sıkılmıştır. Ona sormak lazım!”


“…AMA - BELKİ BU SAYEDE AKLIMIZI BAŞIMIZA ALIRIZ”


-    Salgın 6 ay veya bir yıl devam ederse veya mutasyon, C-19’u C-20 olarak piyasaya sürerse, panik ve depresif haller giderek toplumsal histeriye dönüşebilir mi?


- Mutasyon kaçınılmaz. Mutasyon dediğin evrimdir. Her şey evrilir. Virüsler çok daha hızlı evrilir. Mekanizması çok basittir aslında. İlaç yaparsınız 1 trilyon virüs ölür, hatalı üretim olan diğerlerine benzemeyen 1000 tanesi ilaçtan ya da ortamdaki şartlardan etkilenmez ve ölmez. Onlar çoğalmaya devam eder. Olur sana mutasyon.


Uzun sürerse toplumsal histeri olabilir. Doğa işini bilir. İnsanın devam etmesini doğa istiyorsa, gerekli buluyorsa, devam eder. Ama belki bu sayede aklımızı başımıza alırız ve çok da güçlü olmadığımızı anlarız.”


Halit Kakınç


Odatv.com



Bu haber ile ilgili
Bu haberi yorumla
Yorum yaparak Kullanım Şartları, Topluluk Şartları ve Sorumluluk Reddi Beyanınını kabul etmiş sayılırsınız.
1 dakika da en fazla 1 yorum gönderebilirsiniz.
Yorumlar (0)