"Faşizmin özü doğruydu"

"Faşizmin özü doğruydu"

İtalyan milliyetçiliğinin önde gelen şahsiyetlerinden Forza Nuova (Yeni Güç) lideri Roberto Fiore açıklamalarda bulundu.

Siyaset bilimci Sinan Baykent’e konuşan Fiore, Suriye’nin başkenti Şam’da uluslararası bir anti-Siyonizm kongresi düzenlenmesi gerektiğini, bu teklifi Esad yönetimine ilettiğini söyledi.

Aşırı sağcı Roberto Fiore, “Milletlerin Uluslararası anti-Siyonist Kongresi” adını verdiği toplantıda Avrupa’daki milliyetçi partilerin anti-Siyonist tutuma sahip Arapların yanı sıra aynı politik hassasiyetleri paylaşan Türklerin ve Yahudilerin de bir araya gelmelerinin gündeme gelebileceğini paylaştı.

Sinan Baykent’in yönettiği “Baykent Raporu” baykentraporu.com adlı internet sitesinde yayınlanan söyleşide Roberto Fiore, "Faşizmin çekirdek düşüncesi, özü bence doğruydu. Ne var ki sonradan gelişen pek çok vasfı yeniden ele alınmalı, güncellenmelidir" ifadelerini kullandı. 

 

İşte Avrupa milliyetçiliği araştırmalarıyla tanınan Sinan Baykent’in Roberto Fiore’yle yaptığı söyleşi...

Sinan BAYKENT– Sayın Fiore, geçtiğimiz günlerde uzunca bir zaman İçişleri Bakanı Salvini’nin sağ kolu olan Savoini’nin Moskova’da bulunan Metropol Oteli’nde bazı Rus yetkililerle yaptığı görüşmenin ses kayıtları basına sızdırıldı. Kayıtlarda İtalyan ve Rus enerji şirketleri arasında yapılacak olan muhtemel bir anlaşma çerçevesinde Kuzey Ligi’ne (LEGA) para aktarılacağı konuşulduğunu gördük. Bu kayıtların İtalya siyasetine dair ne gibi etkileri oldu veya olacak? Sizce Savoini ve dolayısıyla Salvini siyasî bir hataya mı düştüler?

Roberto FIORE – Söz konusu kayıtların da gösterdiği üzere, şimdilik bir para transferinin gerçekleşmediği anlaşılıyor. Söylemeliyim ki, bu meseleyle ilgili sol mihraklar çıldırmış vaziyettedir. Herkes biliyor ki, İtalya’da iktidarda bulunan partiler 50 yıldır enerji anlaşmalarından komisyon alır - bu bilinen bir gerçektir. Buradaki problem bana kalırsa derin devletin hâkimiyeti altında çalışan medya ile savcıların hükümeti bir an evvel devirmek istemesidir. Biliyorsunuz ki, medya ve savcılık gibi kurumlar derin devletin temel sütunlarını teşkil eder.

Sinan BAYKENT – İçişleri Bakanı Salvini’nin Kuzey Ligi partisi geçtiğimiz Mayıs ayında gerçekleşen Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde oldukça yüksek bir performans gösterdi. Bugün anketler, Metropol kayıtlarına rağmen, Kuzey Ligi’ni hâlâ %35 bandında gösteriyor. Sizce Salvini’nin kişisel karizması uzun vadede Kuzey Ligi’nin bu oy oranlarını korumaya yetebilir mi?

Roberto FIORE – Haklısınız. Gerçekten de Salvini’nin güçlü bir karizması var. Ne var ki Kuzey Ligi büyük ölçüde kadro yoksunluğu çekiyor. Diğer bir ifadeyle Kuzey Ligi’nin Salvini dışında bir kadrosu yok. Özellikle Güney bölgelerde söz konusu eksiklik çok daha yakıcıdır. Bana kalırsa bu durum uzun vadede Kuzey Ligi markası için bir felakete dönüşme potansiyelini taşıyor.

Sinan BAYKENT – Mayıs ayındaki AP seçimlerinde pek çok sağ popülist parti önemli başarılar elde etti. İtalya’da Kuzey Ligi ve İtalya Kardeşliği (Fratelli d’Italia) gibi sağ popülist partiler önemli oy oranları yakalarken, CasaPound ve sizin lideri olduğunuz Yeni Güç (Forza Nuova) gibi milliyetçi partiler ise hüsrana uğradı. İtalya’da milliyetçilerin bugün itibariyle bir “popülist tuzak” ile karşı karşıya kaldıklarına inanıyor musunuz?

Roberto FIORE – Doğru söylüyorsunuz. Bir popülist tuzağa kıstırılmış gibiyiz. Bu durum en azından AP seçimleri özelinde böyledir denilebilir. Ne var ki aynı gün düzenlenen yerel seçimlerde belediye üyelerimizin sayısını önemli ölçüde artırdık. Ulusal düzlemde ise genel İtalyan tavrının AP seçimleriyle uyumlu olarak seyredeceğini öngörüyoruz. Kısa vadedeki öngörümüz bu yöndedir.

Sinan BAYKENT – Anlayabildiğim kadarıyla – yanlışsam düzeltin lütfen – CasaPound ile Forza Nuova pek çok meselede aynı görüşleri paylaşan iki milliyetçi parti konumunda. Önümüzdeki dönem için aranızda bir ittifak olacak mı?

Roberto FIORE – Görünen odur ki böylesi bir perspektif artık kalmadı. CasaPound bundan böyle seçimlere katılmayacağını duyurdu. Konvansiyonel siyasî mücadeleden çekildiklerini ilân ettiler ve bu anlamda artık seçim denkleminde yoklar. Dolayısıyla radikal vatansever güçler bundan böyle Yeni Güç bünyesinde mücadelelerini sürdürecekler. Yeni Güç radikal vatanseverler için yegâne siyasî oluşum olmuştur.

Sinan BAYKENT– Sizinle yaptığımız bir görüşmede başında bulunduğunuz Yeni Güç’ün devrimci bir parti olduğunu ifade etmiştiniz. Bugün Slovakya’daki Kotleba dışında Avrupa’daki "devrimci milliyetçi" partilerin halk desteğini kazanmakta yetersiz kaldıklarını müşahede ediyoruz. Sizce klasik/devrimci milliyetçilik zaman aşımına mı uğradı?

Roberto FIORE – Hayır, milliyetçiliğin zaman aşımına uğradığı kanaatinde değilim. Dahası, popülizm öyle ya da böyle güç kaybediyor. Avusturyalı Strache’nin İbiza skandalı ile Salvini’nin Metropol skandalı bu anlamda belirleyicidir. Üstelik Brüksel hâlâ “düşman” elindedir, kurtarılamamıştır. Oysa popülistlerin hedefi Brüksel’i “özgürleştirmek” idi. Başaramadılar. Bu durumda popülistlerin de çıkmaza girdiklerini söylemek mümkündür.

Sinan BAYKENT – İtalya’da “devrimci milliyetçilik” 19.yüzyıldan bu yana yaşıyor. D’Annunzio’dan Marinetti’ye ve Gentile’ye değin uzanan bir entelektüel birikimden söz edebiliriz. Öte yandan popülistler yeni bir külliyata dayanıyorlar ve çoğunlukla Steve Bannon gibi tartışmalı şahsiyetleri örnek alıyorlar. Sizce Amerika merkezli beyaz ırkçı hareketler ile Siyonist evanjelistler Avrupa milliyetçiliğini değiştirmeye mi çalışıyorlar?

Roberto FIORE – Hayır, böylesi bir değişimi başaramazlar. Bizim sahip olduğumuz kültürel gelenekler köklüdür ve Bannon eliyle dayatılan “Yahudi-Hristiyanî çözüm” formülüne taban tabana zıttır. Böylesi bir çözüm işlevsellik kazanamaz. Avrupa’nın Hristiyan gelenekleri ile milliyetçilik mirası dikkate alındığında, liberal ekonomik değerlerin ve Siyonizm’in milliyetçi bünyede hayatta kalma şansı sıfırdır.

Sinan BAYKENT – Bugün Avrupa’da Steve Bannon’un gölgesinde örgütlenen bir “Popülist Enternasyonal” girişimi var. Hatırlayabildiğim kadarıyla Benito Mussolini 1937 yılında Montreux’de düzenlenen bir konferans çerçevesinde bir “Faşist Enternasyonal” oluşturmaya çalışmıştı. Bugün Avrupa milliyetçileri böylesi bir “enternasyonal” arayışına giriyorlar mı?

Roberto FIORE – Bizim hâlihazırda “Barış ve Özgürlük için İttifak” (APF) adıyla bir kuruluşumuz var. Bu parti milliyetçi ve pan-Avrupa’cı bir çizgidedir. Söz konusu kuruluşun içinde Avrupa’daki pek çok parti yer almaktadır. Son olarak bu partiye üye olan Slovakya’daki Kotleba listelerinden iki üye seçilmiştir. Bu üyeler partinin çizgisini AP’ye taşıyacaklardır. Öte yandan demin de vurguladığım gibi ben Bannon projesinin başarıya ulaşacağını zannetmiyorum. Bannon pek çok söyleşi veriyor ama hiçbir somut iş yapmıyor. Sadece laf kalabalığı var. Dahası, fikirleri de kati suretle kabul edilemezdir.

Sinan BAYKENT– Sayın Fiore, siz yakın zamanda Lübnan’a bir seyahat yaptınız. Bu seyahat Salvini’nin İsrail ziyaretinin hemen akabinde gerçekleşti. Ziyaretiniz kapsamında Lübnan Hizbullah’ının önde gelen figürlerinden biri olan Musavi’yle de görüştünüz. Bu seyahat Salvini’ye bir cevap mahiyetinde miydi?

Roberto FIORE – Evet, kesinlikle öyleydi diyebilirim. Bir meseleyi ilk defa size açıklayacağım. Bahsini ettiğiniz Lübnan ziyaretimiz aynı zamanda İtalya’daki bazı askerî çevrelerin teşvikiyle gerçekleşti. İtalya’da bazı askerî çevreler ve pek çok insan Hizbullah’ın Lübnan’da bir ulusal savunma gücü ete kemiğe büründürdüğüne inanıyor. Bizde Hizbullah’ın bir terör örgütüymüş gibi gösterilmesine karşı çıkan çevreler var. Dahası, İsrail’in bir işgal kuvveti olduğu görüşü çok yaygındır. Biz de üstümüze düşen sorumluluğu yerine getirdik. Bizim Hizbullah ve İsrail meselelerindeki görüşümüz daima çok net olmuştur.

Sinan BAYKENT– Sayın Fiore, görebildiğim kadarıyla siz bir yandan ülkenizdeki kitlesel göçmen varlığına karşı muhalefet ederken diğer yandan ise anti-Siyonist Müslümanlarla işbirliğini savunuyorsunuz. Lakin bu bakış çok fazla dillendirilmiyor. Siyonizm’in beynelmilel bir hareket olduğunu düşündüğümüzde, sizce anti-Siyonist hareket de uluslararası bir nitelik kazanmalı mıdır? Bu anlamda Avrupa milliyetçilerinin anti-Siyonist Müslüman halklarla bir dayanışma geliştirmesi gerektiğiniz düşünüyor musunuz?

Roberto FIORE – Öncelikle bu soruyu sorduğunuz için teşekkür etmek istiyorum. Bildiğiniz gibi, biz siyasal İslâm’a karşıyız ve fakat biz asla İslâm diniyle savaşmak istemiyoruz. İki kavramın arasında dağlar kadar fark var. Başka bir deyişle siyasal İslâm, İslâm diniyle aynı kefede değerlendirilemez. Biz birleşik bir anti-Siyonist cephede dayanışmayı doğru ve gerekli görüyoruz. Biz her zaman anti-Siyonist Araplarla, Türklerle aynı cephede bulunmaya hazırız. Hatta biraz daha ileri gideyim. Biz anti-Siyonist Yahudilerle de işbirliğine sonuna kadar açığız. Biliyorsunuz, dünyada pek çok anti-Siyonist Yahudi var. Ben uluslararası bir anti-Siyonist konferans düzenlenmesi gerektiğine inanıyorum; Milletlerin anti-Siyonist konferansı. Bu konferans bana kalırsa Suriye’de, Şam’da düzenlenmelidir. Nitekim böylesi bir öneriyi de Suriye’nin devlet yetkililerine de arz ettim.

Sinan BAYKENT – Bir soru da İtalyan milliyetçiliğiyle ilgili sormak istiyorum izin verirseniz. Sizce faşizm, bir 20.yüzyıl ideolojisi olarak, İtalyan milliyetçiliğinin en saf hâlini mi yansıtıyor? Yoksa sizce faşizm geçmişe ait bir ideoloji midir?

Roberto FIORE – Faşizmin çekirdek düşüncesi, özü bence doğruydu. Ne var ki sonradan gelişen pek çok vasfı yeniden ele alınmalı, güncellenmelidir. Faşizmi geçmiş varlığıyla bugüne taşıyamazsınız zira karşılaştığımız meselelerin niteliği aynı değil. Öte yandan faşizmin 1920’li yılların başlarında günahlarla, komünizmle tehdit edilen İtalya’da en ileri sosyal devleti kurduğu da unutulmamalıdır. Bu ruh bugün de sahiplenilmelidir.

Sinan BAYKENT – Hatırlayacağınız üzere, geçtiğimiz günlerde uluslararası basında çıkan bir haber büyük tartışma yarattı. Haberde bir Yeni Güç üyesinin hava savunma füzeleri dâhil farklı silahlarla yakalandığına dair iddialar yer aldı. Söz konusu silahların Ukrayna'daki milliyetçilere gönderilmek üzere olduğu yazıldı. Bu konudaki tavrınız nedir?

Roberto FIORE – Gülüyorum. Çok gülünç ve absürt iddialar. Rusya bağlantısı iddialarına ilişkin olarak Salvini'nin yanı sıra biz de hedef alınıyoruz. Söz konusu saldırılar aynı dönemlere denk geldi, bunun özellikle altını çizmeliyim. Biz Rusya'yı dost addediyoruz. Dostluğumuzdan rahatsız olanlar, bize yani milliyetçilere ama aynı zamanda popülistlere çok geniş çaplı bir operasyon başlattılar. Her iki yapının da eşzamanlı olarak hedef seçilmesini salt bir "tesadüf" şeklinde algılayabilir miyiz, emin değilim doğrusu.

Sinan BAYKENT – Peki, son olarak bundan sonraki hedefleriniz niçin neler söyleyebilirsiniz? Öncelikleriniz arasında bir "Italexit" süreci var mı?

Roberto FIORE – Biz yıllardır derin devlete karşı mücadele ediyoruz. Bizim birinci önceliğimiz derin devlete karşı yürüttüğümüz mücadeledir. Derin devlet bugün olduğu gibi Salvini'ye karşı cephe almaya, Salvini'nin altını oymaya devam edecek mi? Burada bizim için sorulması gereken sorulardan birincisi işte budur. Söz konusu saldırılar devam ettiği takdirde biz de yol haritamızı yeni gelişen şartlara göre tayin edeceğiz.

Odatv.com

Bu haber ile ilgili
Bu haberi yorumla
Yorum yaparak Kullanım Şartları, Topluluk Şartları ve Sorumluluk Reddi Beyanınını kabul etmiş sayılırsınız.
1 dakika da en fazla 1 yorum gönderebilirsiniz.
Yorumlar (0)