Özgürlük ve Demokrasi Adası (Yassıada)

Özgürlük ve Demokrasi Adası (Yassıada)

Genç kuşak bu adayı, adanın tarihini, kimliğini bilemez. Okuyup araştırmayı sevmediği için merak da etmez. O yüzden ben ufak bir hatırlatma  yapayım…


1950 yılında yapılan demokratik bir seçimle Demokrat Parti iktidara gelir, hükümet kurulur ve Celal Bayar Cumhurbaşkanı, Adnan Menderes Başbakan olur. DP yönetimi iktidarının son yıllarına doğru gittikçe sertleşen uslup ve baskıcı yöntemlerle demokrasiden uzaklaşmaya başlarlar. O dönemdeki hukuksuzluklar, özgürlüklerin kısıtlanması ve toplumsal olayların artması ülkede derin yaralar açar.  Ve 27 Mayıs 1960’da askeri darbe olur. O dönemin tüm yöneticileri, cuntanın oluşturduğu özel bir mahkemede 14 Ekim 1960 yılında yargılanmaya başlar. Yargılama sonucunda Başbakan ve iki bakan idama mahkum edilir. Bu idamların yapılmaması için Rahmetli İnönü çok gayret gösterir ama maalesef Türk Siyasi yaşamında kara bir leke olarak yer almasına mani olamaz.


Değerli Okurlar; işte o 60 ihtilaline ev sahipliği yapmış olan Yassıada bugün “Demokrasi ve Özgürlük Adası” olarak ilan edildi. Günümüzdeki imarı ile tüm özelliklerini yitirmiş, tarihi kimliği de tümüyle kaybolmuştur. Muhteremler; hiç mi o dönemi yaşayanlara danışmak aklınıza gelmedi? Bu ülkenin birçok ünlü tarihçisi ve daha da önemlisi o günleri yaşayan aydın ve siyasileri var. Bu işlerin eğitimini almış şehir planlamacıları var. Ama sizler her şeyi çok iyi bildiğiniz için danışmak gibi bir adetiniz de yok. 16 milyonluk kentin belediye başkanına ve şehir planlamacılarına sormadığınız gibi helikoptere binip, Boğaz köprü güzergahlarını belirlediniz. Zeytinburnu gökdelenlerine, o güzelim Ataköy ve Yeşilköy sahiline diktiğiniz gökdelenlerle kalmayıp, Canım İstanbul’u da beton yığınına çevirdiniz!…Sıra Yassıada’ya geldi, orayı da benzettiniz. Yassıada’daki bu yapılanma gündeme gelince feryat seslerini duydunuz mu? Buyrun..


Sayın Hüsamettin Cindoruk, Türk Siyasi yaşamının 70 yılının tanığı olan ulu bir çınardır. Tüm siyasi yaşamında Laik, Demokratik, Hukuk Devleti ilkelerinden ayrılmadan yaşamını sürdürmüş, genç kuşaklara örnek bir insandır. Yaşayan canlı tarih olan Sayın Cindoruk’un Yassıada ve AKP ile ilgili bir söyleşisinden bazı alıntıları sizlerle paylaşmak istiyorum.


Sayın Cindoruk, Yassıada Mahkemeleri süresince kendisi ile birlikte 80 avukatın savunma yaptığından söz ediyor ve bu avukatlardan tek hayatta kalan da kendisi. O gün 27 yaşında olan Cindoruk, adanın bugünkü yapılanması ile ilgili olarak da tarihi kimliğini tamamen kaybetmekle kalmayıp, rengi, kültürü ve müzelik vasfını kaybetmiş ”şirin bir sayfiye kasabası” olduğunu belirtiyor.


Muhabir soruyor, sizi açılışa davet ettiler mi diye ‘hayır’ diyor. “Çağırsalar da gitmezdim. Adanın bu hale getirilmesi doğrusu çok üzücü. Danışılsa elimizdeki tüm belge ve resimleri de ilgililere verirdim” diye de ekliyor.


Sayın Cindoruk, “Geçenlerde Meclis’ten bir yasa çıkararak bir tür aklanma getirdiler. Bu sanki ilkmiş gibi görüntü verdiler. Yasa, hukuk biraz da zorlanarak çıkarılmıştır. Hayırlı da olmuştur ama bir fayda getirmez zira hepsi vefat etti. İlk kez çıkarılan yasa 1992 yılında olup, o dönem tüm siyasi yasaklar kaldırılmıştı zaten” diyor. Sayın Cindoruk, o dönemdeki DP dönemini, uygulanan yasaklar ve özgürlük konusunu eleştirmekle kalmayıp bugüne özgü öğütler de veriyor ve bırakın insanları demokratik hak ve talepleri için yürüsünler, diyor. “Yürümelere ve özgürlüklere engel olursanız tankları davet edersiniz. Bakın bugün gazetecileri türlü türlü bahanelerle tutukluyorsanız bu bir ara rejimdir.”


Sayın Cindoruk devam ediyor, “Ben AKP’ye değil, Sayın Erdoğan’ın iktidar olmasına karşıyım. Ama bir darbe söz konusu olursa tüm varlığımla onu korurum. Sayın Erdoğan, bir yandan Avrupa Birliği; diğer yandan meydanlarda da yanlış yaptık idamı kaldırdık diyor ve devam ediyor, idam kararı Meclis’ten gelirse de onaylarım! Şu anda hiçbir parti DP devamı olamaz. Demokrat Parti’nin, AKP ile hiçbir benzerliği de yoktur. DP, Atatürk’e saygı duyar. Rahmetli Bayar ve Menderes, laik demokratik Atatürkçülerdi. DP’yi kuranların çoğu CHP’den ayrılan çok değerli insanlardı. Asla siyasal İslamcı bir parti olmadı. Hem siyasi İslam, hem de Cumhuriyet’in temellerine karşı olan AKP’nin DP ile bir benzerliği olmadığı gibi mirasçısı da olamaz! Sayın Erdoğan yeni sistemle parlamentoyu saf dışı bırakıp, tek adam yönetimini getirmiştir.”


Sayın Cindoruk ve Rahmetli Demirel uzun süre birlikte siyaset yaptılar. Bugün de büyük deneyimi ve bilge kişiliğiyle ülkesi için her türlü uğraşı vermektedir. Gerektiğinde de gerek medyada gerekse TV’lerde, Aydınlık Türkiye için büyük aydınlatıcı konuşmalar yapmaktadır. Kendisine sağlıklı bir yaşam diliyorum.


Değerli Okurlar; dünyanın hiçbir ülkesinde ülkenin tarihinde bu denli büyük yeri olan bir ada, böyle bir öngörüyle bugünkü içler acısı hale getirilemez. O doğal, güzelim ada ne hale getirildi! Sözüm ona turizme açılacakmış. Halbuki o dönemi gençlere anlatmak, işte burada yargılandılar, burada yattılar diye göstermek daha güzel olmaz mıydı?


Efendiler; yaşamda ilkemiz her zaman kendimize benzemek olmalıdır. Hele hele ülkeyi yönetenler asla özenti içinde olmamalıdırlar. Son dönemlerde seçilen CHP’li belediye başkanlarına yapılan baskıları anlamak da mümkün değil. Artık bırakın da kentin sorunları ile kent yöneticileri uğraşsın. Belediye AKP Meclis Üyeleri’ni de anlamak mümkün değil! İstanbul seçimlerini kaybetmeyi içinize sindirin artık. Yapılan bu baskılar siyasi olarak sizlere büyük zararlar verecektir. Pandemi döneminde CHP’li büyükşehir belediyelerinin yaptıkları başarılı sosyal belediyeciliğe şapka çıkarmalısınız. 25 yıl İstanbul’da yaptığınız tüm uygulamalara bu dönemde yasak getiriyorsunuz. Zamanında siz de belediye başkanlığı yaptınız. Sayın İmren Aykut’la kent konusundaki tartışmanızı size hatırlatmak isterim! O gün öyleydi de, bu gün başka mı?


Her siyasi yaşamın bir yorgunluğu ve sonu vardır. Sizlerde  de yorgunluk emareleri başladıkça sertleşiyorsunuz.
Yaptırdığınız araştırmalar da, anladığım kadarıyla yüz güldürücü değil. Belki de 20 yıllık yönetiminizde son iki yılki kadar sıkıntılı döneminiz olmamıştır. Parti içinde ve özellikle bakanlar arasındaki çatlaklar sizi fazlası ile üzüyor. Bunlar yetmezmiş gibi bir de Sayın Babacan ve Davutoğlu parti kurdular. İşler gittikçe zorlaşıyor! Sizler AKP’yi kurduğunuzda Rahmetli Erbakan ne demişti “Okulun arka bahçesinden kaçtılar”


İşte bu iki elemanınızda öyle yaptı. Derler ya “men dakka dukka”


ÖZÜ ŞU; Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin  size de, ülkeye de uygun olmadığı gün gibi ortada…

SON SÖZ:
KARGA PAPAĞANA SORMUŞ, SENİ NEDEN KAFESTE TUTUYORLAR?  PAPAĞAN CEVAP VERMİŞ; “ÇÜNKÜ BEN KONUŞUYORUM!”


;
Bu haber ile ilgili
Bu haberi yorumla
Yorum yaparak Kullanım Şartları, Topluluk Şartları ve Sorumluluk Reddi Beyanınını kabul etmiş sayılırsınız.
1 dakika da en fazla 1 yorum gönderebilirsiniz.
Yorumlar (0)